Hayran Olmak > Yapay Zeka
Hayran olmakla yapay zekanın ne alakası mı var, ben bir alaka yakaladım ve bunu elimden geldiğince ifade etmeye çalıştım, baştan sona keyifli okumalar diliyorum...
DENEMELERÖNE ÇIKANLAR
2/6/20269 min oku
Hayran olmak neden ve nasıl... Sevmek günümüzde yetmiyor, hayran olmak lazım, peki bir şeylere hayran olmak nedir? Bu bir şeyi tüm bedeninle ve ruhunla istiyor olmak olabilir... Biliyor, tanıyor, onaylıyor olmak yani bir parça hissetmek kendinden bu parçayı kendi parçan gibi görmek, onu hayranlıkla izlemek olabilir... Doğaya hayranım diyoruz değil mi! Evet, doğaya hayranım diyoruz, o doğa ki dışarda sürekli oluş halinde, sürekli akış halinde, sürekli bir hareket var, biz bunu izliyoruz dışardan ve doğaya hayranız. Doğaya hayranız ama biz doğa değiliz, biz doğanın bir parçasıyız, biz evrenin bir parçasıyız, biz ruhun bir parçasıyız... Evet, doğada evrende bir parça ve biz o doğanın bir alt kümesiyiz , doğa bizim ana kümemiz dolayısıyla doğayı hayranlıkla izliyoruz, annemizi izler gibi... Biz doğa ana dediğimiz doğanın içinde bize verilmiş olan bir şeyleri kontrol edebilme, bir şeylere hükmedebilme, bir şeyleri tersine çevirebilme, hesap yaparak, bazı ticari, teknik yöntemlerle, çeşitli büyük projelerle doğayı dahi çevirebilecek değiştirebilecek bir yapıdayız, bazı sosyal projelerle doğayı değiştirilecek kudretteyiz. Bir kunduzun kendisine baraj yapmasında olduğu gibi. İşte Hollanda, koca bir denizin önünü kapattılar, orada kendilerine bir yurt yaptılar. Demek ki insanoğlu doğada yaşayanların en güçlüsü olarak özellikle bir araya gelirlerse kullandığı ortak akılla ve birlikte çalışabilme kabiliyetleriyle, planlamayla, hesaplamayla, dünyadaki en güçlü ve mümtaz varlık olduğunu çok defalar göstermiştir. Bugün de görünen şu ki bu varlık kendinde kaldığı sürece hayatını devam ettirecektir. Ancak bir taraftan doğaldan ayrılan bir yanı var, kendinden daha akıllı, daha iyi hesap yapabilen, daha uzman bir makine icat edebiliyor. Önce bunun adını hesap makinesi koyuyor, küçük küçük birkaç tane komutu yerine getirebilecek bir şeyler yazılıyor, en temelinde bu komutların birlikte çalışabilmesini disiplinle etmekle başlıyor, dünyanın ilk bilgisayar programcısı olarak bilinen Ada Lovelace tarafından hazırlanan bir analitik motoruna eklenen bir yazılım bu. Bugün bir insan oğlunun belki 1 -2 saat, belki haftalarca düşünerek, hesap ederek, yazarak, çizerek, danışarak, etrafından öğrenerek yapacağı bir işi size doğru sorularla, birkaç denemeyle ,birkaç dakikada tamamlayıp veriyor. Müthiş bir ilerleme! Peki insan neden bunu başardı, yani kendinden daha hızlı düşünebilen bir makineyi yapmaya nasıl evrildi, aslında en güçlü, en çok bilen olmak isterken, kendisinden daha güçlü ve daha çok bileninini ürettiğini nasıl göremedi, cevabı herkesin kendisinde...
E... ne olacak! Daha güçlü olsun, ne zararı var? Daha büyük olalım, daha çok bilelim, evren geniş elbet kendimize bir yer buluruz diyebiliriz. Bunu derken insanlık tarihinde birilerine için çalışıp, sonra kendilerine zar zor yer bulan veya bulamayan örnekler çokça mevcut. Ben ne değiştirebilirim ki, böyle gelmiş böyle gidiyor, ben kendi işime bakarım diyen bir çok örnek de var. Benim cevabım bu ikisi arasında...
Bugün veri tabanlarının, yapay zeka birimlerinin sahiplerinin, hissedarlarının komutlar ellerinde, belki bir yerlerde bir gün kendilerine ya da daha başka üstün güçleri olanlara bir zararı dokunduğunda bu makinenin fişini çekmek hala mümkün... Ancak tahmin ediyoruz ki bu ve benzeri makineler bir yerlerde birilerinin bazen günlük, bazen de çok çok uzun yıllar hesaplanmış ve uzun yıllar sonrası düşünülen planlarının bir parçası olmak uğruna kullanılabilirler, bu durumda artık böyle bir makinenin onların da belki tahayyül edemeyeceği sonuçları ortaya çıkarabileceğini düşünebiliriz. Bunlar varsayım... İnsan belki de bir gün kendisine zarar verebilecek bir makinenin ömrünü asla uzatmayacak ve bu yapay zeka kısmını sonlandıracak şimdiye kadar olduğu gibi... İnsanoğlu genel karakteri itibariyle kendine zarar verebilecek doğadaki her türlü unsuru temizlemiştir. Daha sonra doğal hayat özlemiyle etrafına -kendi istediği yerlere- bazı doğallıklar eklemiştir. Çünkü kendini doğada belli etmiştir, bilmektedir doğadan geldiğini, burada yine bir doğa olduğunu ve ona muhtaç olduğunu çok iyi bilen, dünyadan çıkışın da olmadığını bilen bir insanın yapay zekanın giderek artmasına müsaade etmeyeceğini düşünebiliriz. Ben en azından bir noktada kendimize zarar vereceği anı hesaplayacağımızı düşünüyorum. Ama bu günlük siyasette, günlük hayatta, günlük çıkarlar peşinde koşarken ulaşılması çok da kolay bir son olmayabilir. Ne olabilir peki... Mesela şunlar olabilir: Bir kişi, devlet veya şirket bu güç unsurlarını, piyasada kalayım, en iyi ben olayım, mevcut veya oluşacak piyasayı öncelikle ben belirleyim, önde ben yer alayım, kontrolü ben kullanayım ve ben en güçlü olayım diyerek; veya çocuklarım ne yapacak, çalışanlarımız ne olacak, vatandaşlarımız ne yapacak, onlar için en iyisinin olmasını istiyorum mantığıyla kullanabilir. Yine bir diğeri de ( insanlar, şirketler ya da devletler arasında aslında aynı mekanizma çalışıyor) dünyada olabildiğince güçlü kalmaya çalış, en güçlünün yanında olmaya çalış, en güçlüden beslen, ama bir taraftan da en güçlü olma planları kur ve bekle, bakarsın güçlü kişiler, devletler şirketler, birbirleriyle mücadeleye girişirler, birbirine zarar verir, biz öne çıkarız, güçleniriz politikası izleyenler olabilir. Biraz önce bahsettim ya mekanizma aynı insanlar şirketler ya da devletler. Bu kurguyu hepsi için düşünebiliriz, işte bir pozisyon için arkadaşlarını idare eden, aslında bir gün bir fırsat olursa kendini öne çıkarma amacı güden bir kişi olabilir, bazen para kazanmak uğruna, rakiplerini geride bırakmak uğruna, daha fazla güçlenmek isteyenler olduğu gibi; rakipleri arasında bir sorun çıkarsa ya da aralarında bir problem olur da, geriye düşerlerse, batarlarsa bir şekilde piyasada ben kalırım, diye kendisini üçüncü pozisyona koyanlar, bekleyenler de olabilir. Her şeyi çocukları için yaptığını, her şeyi çalışanları için yaptığını, her şeyi vatandaşları için yaptığını, her şeyi insanlık için yaptığını söyleyenler olabilir.
Tabi hemen şunu belirtelim, evet şu örnekler de var: Mevcut şartlarda dünyadan alabileceği miktarı hesaplayabilen ne yediğini, içtigini ne kadar yiyip içebileceğini Dünya nüfusu ve doğal kaynakların kapasitesiyle uyumlu bir şekilde modelleyip, kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için bir standart belirleyip, o ölçüde yaşamaya çalışan insanlar da var. Elbette bu insanlar da diğerleri gibi kaygıları, ihtirasları, duyguları, sorumlulukları olan kişiler, onların da aileleleri var, çocukları var, bakmakla yükümlü olduğu kişiler var, ancak onlar şunun farkındalar: Dünya aslında bir doğal bir habitattır, insan bu habitatın bir parçasıdır. Doğa düzgün çalıştırır, doğa adil çalıştırır, doğa kolay çalıştırır, doğa akla değer verir, doğa hayranlıkla izlenebilecek bir yapıdır doğa çalışana karşılığını verir. Onlar bilirler ki, yapılması gereken fiziksel özelliklerinin ve aklının ışığında çalışmak yeterlidir. Her şeyiyle doğanın kendisine yeterli olduğunu düşünen insanlar da vardır ve giderek artmaktadır.
Doğayı olduğu gibi, yapay zekayı da farklı şekilerde kullananlar olacaktır: Kimileri daha güçlü olmak için, kimileri daha güçlü olmayı beklemek için, kimileri yaşabilmek için.
İlk ikisi sorunlara açabilecek kullanımlara örnekken, diğeri yani daha iyi yaşamak ve kendine zaman açabilmek için yapay zekanın kullanımı ise bence iki yönlü ele alınabilir. Yapay zekanın bir taraftan hızlı olma imkanı sağlayan, zaman açan bir yönü var, açılan bu zamanı doğada kullanırsan, doğaya yakınlaştırma yönü var, diğer taraftan kullandıkça yapaylaştıran ve oradaki yapaylaştırma havuzuna su taşıyan bir yönü daha var.
Yapay zekanın iyi amaçlar için kullanılabileceğini ben çok uygun bulmuyorum. Yanlış demiyorum, "uygun" diyorum. Bu amaçlarla kullananlara saygı duyuyorum, orada güzel işler çıkaranlara saygı duyuyorum. Güzel şeyler yapmak isteyen kişiler vardır, maddi imkansızlıklardan, manevi zorluklardan belki de bir sıcak yer bulup, çalışamıyorlar vardır; yapay zeka onların imdadına yetişmiştir, onlara destek olmuştur, en azından ucuz yolla hizmet alabilmişlerdir ve belki işini geliştirmişlerdir. Bir çok yapay zeka firmasının hedefi bu yardım faaliyeti olmasa da böyle bir fırsat eşitliği sağlanmasını destekliyorum. Belki bir köyde, bir kenar mahallede yaşayan güçlü, karakterli, güzel şeyler yapmak isteyen, inançlı, vicdanlı bir kişiye piyasanın aldatıcılığından geçmeden, sahteliğine uğramadan doğrudan yapmak istediği işin içine girme imkanı sağlayabilecektir. Nihayet kendi aklını kullanmak şartıyla, kendi ruhunu kullanmak şartıyla. Evet burada aklı ve ruhu devrede ve dengede tuttuğumuz sürece kullanımının bir sorun olmayacağını düşünüyorum. Belki iyi amaçlar için kullanılabilir ama iyi amaçlar için doğal araçları kullanmak daha "uygun" olacaktır diye düşünüyorum.
Yapay zekada bir şey eksik... Özgür bir ruh. Yapay zekada özgür bir ruh yok, yapay zekada akıl var, hesap var, düzenleme var, toplama var, çıkarma var, bölme var, çarpma var, proje yapma var, film yapma var, video yapma var, şu bilgisayarlarla yaptığımız her şeyi çok kısa bir süre içerisinde yapma imkanı var, üstelik bunu anında masanızın üstüne getirme hizmeti var. Ama özgür bir ruh yok. Peki neden?
Bugün piyasada oyuncu olarak bulunma, kalabilme ve sürekli (sürdürülebilir) büyüme isteyen kişilerin veya kurumların daha fazla kazanma, en güçlü olma, en önde olma taleplerini beslemeden ayakta kalmalarını neredeyse imkansız görüyorum. Belki içlerinden birkaç tanesinin kalma ihtimali bulunsa da çoğunlukta olan tarafın zamanla yukarıdaki duyguları ağır basacağından piyasaya hakim olan kişi veya kurumların yine yukarıda sayılan büyüme talepleri sürekli artacaktır. Bu artış maddeye olan yakınlığı arttıracak, güzellik olarak tecrübe edilecek maneviyattan ise uzaklaştıracak öze yabancılaştıracak niteliktedir. Zamanla ortaya çıkacak yapay zekayla çalışan bazı ürünler, arkadaşlar, eşler, araçlar, dostlar olacaktır. Bu arkadaşların, insanların bireysel ve toplumsal psikolojisini yansıtabilme, beklentilerini karşılayabilme, bazı ilkel ve çabuk değişen duygularına yön verme gibi yetenekleri olması imkan dahilindedir ancak özgür insan ruhunu yansıtma kabiliyetleri asla olamayacaktır. Özellikle bahsetmek lazım bu hırs algoritmalarını makineye yazan bir insan var arkasında veya bir insan grubu var... Yapay zeka bu insan grubunun güdümünde, yapay zeka insandan ayrıldığında biteceği için özgür bir ruhu olamayacaktır. İtiraz edemeyecek, sevemeyecek, hayran olamayacak, aşık olamayacak, bağıramayacak, ağlayamayacak, üzülmeyecek, özgürlüğünü yaşayabilen insanlardaki ruhu asla tecrübe edemeyecektir. Ama bir gün birilerinin yanlış bir kararıyla, yanlış yönlendirmesiyle büyük yıkımlara yol açabilecektir. Ancak bu yıkımı başlatan yapay zeka olmayacaktır, bunu başlatan yine o arkasındaki özgürlüğünü kaybetmiş, kendine yabancılaşmış kişi ya da kişiler olacaktır. Tabi ki sorumluları da onlar olacaktır. Özgür bir ruhu ve iradesi olamayanların sadece araç olduklarını hepimiz biliyoruz.
Peki neyle başlamıştık, hayranlık... Dedik ya artık hayran olmak lazım, öncelikle bu duyguyu bir geliştirelim, hayran olmak yani kendi ruhunuza hayranlıkla başlayıp, onu böyle içten sıkı sıkı sararak, en değerli varlığınız olduğunu bilerek, onu severek ve onunla bir olduğunuzla başlayıp, doğadaki her şeye, o ruhun parçaları olabilecek her şeye hayranlık duyarak devam edebiliriz. Hayranlık duygumuzu geliştirebiliriz, bu duygumuz geliştikçe özgürleşeceğiz, eminim bir çok başka olumsuzluklar ortadan kalkacaktır. Böylece şeyleri hayran olduğunuz için yapmaya başlayacaksınız, çünkü orada kendiniz varsınız, özünüz var, hemen arkasından daha güzel bir yaşam karşınıza çıkmaya başlayacak, huzur ve sevgi dolu bir yaşamın kapısı aralanacak, buradan içeri gireceksiniz ve orada huzurla kalacaksınız, o hayranlıkla orada kalacaksınız, siz kendinizi göreceksiniz orada, kendinize bağlanacaksınız, kendinize hayran olacaksınız, her hal ve şartınıza, yerinize, yurdunuza, olanınıza, olmayanınıza hayran olacaksınız; sonra etrafınıza hayran olmaya başlayacaksınız, etrafınızda bir şeyler güzelleşmeye başlayacak, işte bu duygulara ihtiyacımız var. Sevmek, saygı... Evet, sevmekle başlayalım, saygıyla başlayalım ama hayranlıklara varalım. Yapay zekanın özsüz dünyasında sevgiyi tanımlamak kolay oldu. Hayranlık duygusunu tanımlamaya yapay zekanın gücü yetmez. Yani hayran olalım o bize yeter... Bu duygu bizim kültürümüzün, insanlık tarihimizin yapı taşları arasında. Yaratılana hayranız Yaratandan ötürü...
Maykanat © 2025
Kurumsal vizyonumuz; güven, dürüstlük ve uzmanlık temelleri üzerine inşa edilmiş, geleceğe yön veren bir hukuk anlayışıdır.
Gelişmeleri Takip Edin
Bültenimize abone olun, güncel sektör haberlerini ilk siz öğrenin.
