Ticari Tahkimde Süre Sınırları
Ticari hayatta zaman, para kadar —hatta kimi zaman paradan da— değerli bir kaynaktır. Tahkim yargılamasında davanın belirli bir süre içinde sonuçlandırılması büyük önem taşır. Nitekim uyuşmazlıkların hızlı çözülmesi, tarafların tahkimi tercih etmesinin başlıca nedenleri arasındadır. Bu konuda taraflar tahkim süresini kendi aralarında kararlaştırabilecekleri gibi, ilgili tahkim kurumunun kurallarına atıf yaparak da düzenleyebilirler.
Türk Hukukunda Genel Kural
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 427. maddesine göre genel kural, tek hakemin veya hakem kurulunun esas hakkındaki kararını bir yıl içinde vermesidir. Bu süre, tek hakemli davalarda hakemin seçildiği tarihten, birden fazla hakemli davalarda ise hakem kurulunun ilk toplantı tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Ancak bu kuralın emredici olmadığı ve tarafların aksini kararlaştırmakta serbest olduğu genel kabul görmektedir.
Milletlerarası Tahkimde Kural
Milletlerarası tahkimde de benzer bir kural bulunmaktadır. Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun (MTK) 10. maddesinin (B) bendi, tahkim süresini ve bu sürenin nasıl uzatılabileceğini düzenler:
“B) Taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa, tek hakemli davalarda hakemin seçildiği, birden fazla hakemli davalarda ise hakem kurulunun ilk toplantı tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde esas hakkında karar verilir.
Tahkim süresi, tarafların anlaşmasıyla; anlaşamamaları hâlinde ise taraflardan birinin başvurusu üzerine asliye hukuk mahkemesince uzatılabilir. Başvurunun reddi hâlinde tahkim süresinin bitiminde tahkim yargılaması sona erer. Mahkemenin kararı kesindir.”
Bu hükümden anlaşıldığı üzere kanuni tahkim süresi bir yıldır ve mahkemelerce uzatılabilir. Ancak HMK hükmünde olduğu gibi bu madde de “taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa” ifadesine yer vermektedir. Bu da tarafların sözleşmelerinde bir süre belirleyebilecekleri veya süre uzatımının tahkim sözleşmesinde atıf yapılan tahkim kurumunun kurallarına göre yapılacağını kararlaştırabilecekleri anlamına gelir.
Yargıtay’ın Tutumu: Kurum Kuralları Önceliklidir
Yargıtay’ın yakın tarihli bir kararı da bu yorumu desteklemektedir. Yüksek Mahkeme, süre uzatımı bakımından tarafların usul kuralları için atıf yaptığı Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) kurallarının uygulanacağını belirtmiştir. Bu gibi durumlarda yerel mahkemelerce kabul ya da reddedilen süre uzatımı talepleri, tahkimin geçerliliği üzerinde herhangi bir etki doğurmaz.
KARAR İNCELEMESİ: YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2021/4695 Karar No: 2022/6134 Tarih: 21.09.2022
Uyuşmazlığın Özeti: Dava, ICC Hakem Kurulu tarafından verilen hakem kararının iptali talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesi sıfatıyla bakan Bölge Adliye Mahkemesi, hakem kararının tahkim süresinin dolmasından sonra verildiği gerekçesiyle davayı kabul ederek kararı iptal etmiştir. Mahkeme, yerel ticaret mahkemesinin süre uzatımı talebini reddettiğini ve bu nedenle hakem kurulunun yetkisinin sona erdiğini kabul etmiştir. Davalılar bu karara karşı kanun yoluna başvurmuştur.
Savunma: Davalılar vekilleri, tahkim süresinin uzatılmasının ICC Tahkim Kurallarına tabi olduğunu ileri sürmüştür. Bu nedenle İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kararının hükümsüz olduğunu ve bu dava bakımından herhangi bir sonuç doğurmadığını savunmuşlardır. Hakem kararının ICC Tahkim Divanı tarafından tanınan süre içinde verildiğini vurgulamışlardır. Ayrıca HMK’nın 427. maddesinin emredici değil tamamlayıcı (yedek) bir hüküm olduğunu, ICC Divanı’nın süreyi 31 Aralık 2020’ye kadar geçerli şekilde uzattığını ve hakem kararının 14 Aralık 2020’de verildiğini ileri sürmüşlerdir.
Yargıtay’ın Gerekçesi: Yüksek Mahkeme uyuşmazlığı HMK’nın (Hukuk Muhakemeleri Kanunu) On Birinci Kısmı çerçevesinde incelemiştir. 424. maddenin, emredici hükümlere aykırı olmamak kaydıyla tarafların yargılama usulünü serbestçe belirlemesine imkân tanıdığını vurgulamıştır. Ayrıca bir yıllık süreye ilişkin 427. maddenin “Taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa…” ibaresiyle başladığını ve bunun emredici bir hüküm olmadığını gösterdiğini belirtmiştir.
Mahkeme şu sonuca varmıştır:
“Somut olayda, yabancılık unsuru taşımayan uyuşmazlıklarda HMK’nın emredici hükümleri saklı kalmak kaydıyla, taraflar uygulanacak tahkim kurallarını serbestçe kararlaştırabilir… Sözleşmedeki tahkim şartı ve Görev Belgesi uyarınca tahkim davası ICC Tahkim Kurallarına göre yürütülecektir… Tahkim süresi ve bu sürenin uzatılması da aynı kurallara tabi olacaktır.”
Hüküm: Mahkeme, yerel mahkeme süre uzatımını reddetmiş olsa da ICC Divanı’nın kendi kuralları (Madde 31) uyarınca süreyi 18 kez uzattığını tespit etmiştir. ICC Divanı süreyi 31.12.2020’ye kadar uzattığından ve karar 14.12.2020’de verildiğinden, hakem kararı süresinde verilmiştir. Bu nedenle Yargıtay, hakem kararını iptal eden ilk derece mahkemesi kararını davalılar lehine BOZMUŞTUR.
Değerlendirmemiz
Yukarıda anılan Yüksek Mahkeme kararına katılıyoruz. Karar, taraflarca kararlaştırılmış olması hâlinde kurum kurallarının (ICC gibi) kanundaki tamamlayıcı süre hükümlerine üstün geleceğini isabetli biçimde ortaya koymaktadır.
Bununla birlikte, sonuç doğru olmakla beraber gerekçede usule ilişkin bir boşluk görmekteyiz: Kararda tahkimin “yabancılık unsuru” taşıyıp taşımadığı açıkça belirlenmemiştir. Yabancılık unsuru bulunsaydı, gerekçede yalnızca Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (HMK) dayanılması yerine Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun (MTK) ilgili hükümlerine atıf yapılması gerekirdi. Yine de varılan sonuç, tahkimde irade serbestisi ilkesini güçlendirmektedir.