İdare mahkemesi sınır dışı etme kararına karşı açılan davayı reddettiğinde, yabancı için geriye kalan son iç hukuk yolu Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuru ve bununla birlikte istenecek tedbirdir. Bu yazı AYM kararları ışığında tedbirin şartlarını, kötü muamele riski, etkili başvuru ve aile hayatı konularındaki ölçütleri ve başvuru hazırlığını anlatıyor.
Yasal çerçeve: idare mahkemesi kararıyla kanuni koruma biter
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na göre sınır dışı etme kararına karşı tebliğden itibaren 7 gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir (m.53/3). Dava açma süresi içinde ve dava açılmışsa yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı, rızası olmadıkça sınır dışı edilmez. Mahkeme başvuruyu on beş gün içinde sonuçlandırır ve bu konudaki kararı kesindir; istinaf veya temyiz yolu yoktur. Mahkeme davayı reddettiğinde kanuni durdurma sona erer ve karar uygulanabilir hâle gelir.
AYM’ye bireysel başvuru yapılması sınır dışı etmeyi kendiliğinden durdurmaz. Uygulamayı durduran, AYM’nin tedbir kararıdır.
| Hüküm | İçerik |
|---|---|
| 6458 m.4 | Geri gönderme yasağı: kimse işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı muamele göreceği bir yere gönderilemez. |
| 6458 m.54 | Hakkında sınır dışı etme kararı alınacaklar. |
| 6458 m.55 | Hakkında sınır dışı etme kararı alınmayacaklar (ör. gönderileceği ülkede ölüm cezası, işkence veya kötü muamele göreceğine dair ciddi emare bulunanlar). |
| 6458 m.53/3 | 7 günlük dava süresi, dava süresince sınır dışı edilmeme, kararın kesinliği. |
| Anayasa m.17 | Yaşam hakkı, maddi ve manevi varlığı koruma hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı. |
| Anayasa m.20 ve m.40 | Özel ve aile hayatına saygı hakkı; etkili başvuru hakkı. |
AYM’nin tedbir yetkisi: ciddi tehlike şartı
AYM, başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunu değerlendirdiğinde tedbir kararı verebilir (6216 sayılı Kanun m.49/5; AYM İçtüzüğü m.73). Sınır dışı dosyalarında tedbir, kural olarak başvuru hakkında karar verilinceye kadar başvurucunun sınır dışı edilmemesi anlamına gelir.
- Hangi haklar için: Tedbir uygulamada esas olarak Anayasa m.17 kapsamındaki riskler (yaşam hakkı, işkence ve kötü muamele) için verilir. Aile hayatı veya mülkiyet gibi iddialar tek başına tedbir gerekçesi olmaz.
- Riskin niteliği: AYM ciddi, yakın ve kişiye özgü bir risk arar. Bir ülkenin genel durumuna dayanan iddialarla tedbir almak güçtür.
- İşleyiş: Tedbir talepli başvurular öncelikle incelenir. Tedbir kararı verilirse ilgili kurumlara, sınır dışı dosyalarında göç idaresine bildirilir.
Örnek: Azizjon Hikmatov (B. No: 2015/18582) başvurusunda AYM İkinci Bölümü 15/12/2015 tarihli ara kararla, ülkesinde kötü muamele görme riski bulunduğunu ileri süren Özbekistan uyruklu başvurucu için tedbir kararı verdi. Esas hakkındaki 10/5/2017 tarihli kararda ise Anayasa m.17 kapsamındaki kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verildi.
Kötü muamele riski: önce savunulabilir bir iddia gerekir
AYM’ye göre sınır dışı edilecek kişi gönderileceği ülkede kötü muamele göreceğini ileri sürerse, idare ve mahkemeler o ülkede gerçek bir risk bulunup bulunmadığını ayrıntılı biçimde araştırmak zorundadır. Bu yaklaşımın erken örneklerinden biri Rida Boudraa (B. No: 2013/9673, 21/1/2015) kararıdır.
Ancak bu yükümlülük her sınır dışı işleminde kendiliğinden doğmaz. Önce başvurucu savunulabilir, yani araştırmaya değer ve makul şüphe uyandıran bir iddia ortaya koymalıdır:
- Gönderileceği ülkede karşılaşacağı riskin ne olduğunu makul biçimde açıklamalı,
- varsa iddiayı destekleyen bilgi ve belgeleri sunmalı,
- iddia belirli bir ciddiyet düzeyine ulaşmalıdır.
AYM, iddiaların somut verilerle desteklenmediği başvuruları “açıkça dayanaktan yoksun” bularak kabul edilemez ilan edebilmektedir. Başvurunun sonucunu belirleyen başlıca unsurlar şunlardır:
- Kişiselleştirme: Ülkenin genel insan hakları tablosu tek başına yetmeyebilir. Etnik köken, din veya mezhep, siyasi geçmiş, ailenin konumu, geçmişteki tehditler ve geri dönenler arasındaki profil somut biçimde anlatılmalıdır.
- Tutarlılık: Uluslararası koruma mülakatında, idare mahkemesinde ve AYM’de yapılan açıklamalar birbiriyle karşılaştırılır.
- Güncel ve güvenilir kaynaklar: Eski veya seçici alıntılanmış menşe ülke raporlarına dayanılması eleştirilebilir. BMMYK, EUAA ve BM özel raportörlerinin güncel raporları başvuruya eklenmelidir.
- Başvuru yollarının tüketilmesi: İdare mahkemesinde hiç ileri sürülmemiş olgular AYM’de sorun yaratabilir. İddiaların ilk aşamadan itibaren eksiksiz sunulması önemlidir.
Üç kritik karar
AYM, kötü muamele riski iddiası bulunan sınır dışı dosyalarında etkili başvuru hakkını (Anayasa m.40) m.17 ile birlikte değerlendirir ve başvuru yolunun hem hukuken hem fiilen işlemesini arar.
- Y.T. (B. No: 2016/22418, 30/5/2019), pilot karar: O dönemde bazı sınır dışı kararlarına karşı dava açılması uygulamayı durdurmuyordu. AYM, kişinin dava sürerken sınır dışı edilme riski altında kaldığını ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini tespit etti. Sorunun yapısal olduğunu belirterek pilot karar usulünü uyguladı ve yasal düzenleme yapılmasını istedi. Ardından 7196 sayılı Kanunla (2019) m.53 yeniden düzenlendi ve dava süresi 7 güne indirildi.
- Hooman Hosseinpour [GK] (B. No: 2021/47168, 29/9/2022): Sınır dışı kararı, kişinin hangi ülkeye gönderileceğini belirlemiyordu. AYM Genel Kurulu, gönderilecek ülke belirli değilken yargı mercilerinin o ülkedeki kötü muamele riskini ve kişinin dolaylı yoldan menşe ülkesine gönderilme riskini değerlendiremeyeceğini vurguladı; yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verdi.
- Abdulkerim Hammud (B. No: 2019/24388, 2/5/2023): Geçici koruma altındaki başvurucu, imzalatılan “gönüllü geri dönüş” formuna dayanılarak davası sonuçlanmadan Suriye’ye gönderildi; idare mahkemesi sonradan sınır dışı kararını iptal etti. AYM İkinci Bölümü, başvurucunun gerçek risk konusunda yeterince bilgilendirilmediğini ve bilinçli ve gönüllü olarak döndüğünün söylenemeyeceğini belirterek yaşam hakkı, kötü muamele yasağı ve bunlarla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verdi.
Hosseinpour kararının uygulamadaki önemi büyüktür, çünkü sınır dışı kararları sıklıkla “menşe ülkesine, mümkün olmazsa güvenli bir üçüncü ülkeye” biçiminde kurulmaktadır. Hammud kararı ise sınır dışı riski taşıyan kişinin, sonuçlarını anlamadan ve hukuki destek almadan hiçbir gönüllü dönüş formunu imzalamaması gerektiğini gösterir.
Aile hayatına saygı hakkı: esasta önemli, tedbirde zayıf
Sınır dışı etme kişinin Türkiye’deki eşi, çocukları veya ailesiyle bağını koparıyorsa Anayasa m.20 kapsamında aile hayatına bir müdahale oluşturur. AYM müdahalenin kanuni dayanağı olup olmadığını, meşru bir amaca yönelip yönelmediğini ve ölçülü olup olmadığını inceler. Ölçülülükte öne çıkan unsurlar şunlardır: sınır dışı gerekçesinin ağırlığı, Türkiye’de geçirilen süre ve kişinin hangi yaşta geldiği, eş ve çocukların Türk vatandaşı olup olmadığı, ailenin gönderilecek ülkede birlikte yaşamasının beklenip beklenemeyeceği ve menşe ülkeyle kalan bağlar.
Bu hakkın iki sınırı vardır. Aile hayatı iddiası tek başına tedbir için genellikle yeterli olmaz. Ayrıca kişinin statüsü geçici veya belirsizken kurulan aile bağlarına AYM ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi daha az ağırlık verir; yetişkin çocuk ile anne-baba arasındaki ilişkide olağan aile bağlarının ötesinde bir bağımlılık unsuru aranır. Bu nedenle evlilik, eş ve çocukların vatandaşlığı gibi olgular belgelenmeli ve esasa ilişkin ayrı bir ihlal iddiası olarak sunulmalıdır.
İdare mahkemesi davayı reddettiyse: pratik adımlar
- Son günü beklemeyin. Bireysel başvuru süresi, başvuru yollarının tüketilmesinden, yani kesin idare mahkemesi kararının öğrenilmesinden itibaren 30 gündür (6216 m.47/5). Ancak karar kesinleştiği andan itibaren sınır dışı her an uygulanabilir. Dilekçenin başında tedbir talebi açıkça belirtilmelidir. Son günü süre hesaplama aracıyla kontrol edebilirsiniz.
- Riski somutlaştırın. Kişiye özgü risk unsurlarını tek tek açıklayın ve tanık beyanları, mesajlar, fotoğraflar, haberler gibi belgelerle destekleyin.
- Güncel menşe ülke raporları ekleyin. Mahkemenin dayandığı rapor eskiyse bunu açıkça belirtin.
- Başvurunun kapsamını doğru kurun. Şikâyetleri Anayasa m.17, m.40 ve m.20 üzerinden çerçeveleyin. AYM, yabancıların sınır dışı uyuşmazlıklarını adil yargılanma hakkı (m.36) kapsamında incelememektedir.
- İdareye bilgi verin. Başvurunun yapıldığını il göç idaresine yazılı olarak bildirmek uygulamada yararlı olabilir.
- Formları dikkatle değerlendirin. Özellikle “gönüllü geri dönüş” formu, sonuçları anlaşılmadan ve hukuki destek alınmadan imzalanmamalıdır.
- Bildirim yükümlülüğüne uyun. İdari gözetime alternatif olarak imza yükümlülüğü getirilen kişinin imzaya gitmemesi, idari gözetim kararına gerekçe olabilir.
- Gerekirse AİHM’e başvurun. AYM tedbir talebini reddederse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden İçtüzük’ün 39. maddesi uyarınca geçici tedbir istenebilir.
Temel belgeler: kimlik ve pasaport, sınır dışı kararı ve tebliğ belgesi, uluslararası koruma mülakat tutanakları ve kararları, idare mahkemesi kararı ve tebliğ tarihi, risk iddiasını destekleyen belgeler, Türkiye’deki aile bağlarını gösteren nüfus kayıtları ve varsa vekâletname.
Sonuç
Sınır dışı kararı idare mahkemesinde kesinleştiğinde AYM’ye bireysel başvuru, uygulamayı durdurabilecek son iç hukuk yoludur. Tedbir talebinin etkili olması, risk iddiasının kişiselleştirilmesine, belgelenmesine ve güncel kaynaklarla desteklenmesine bağlıdır. Genel ve soyut iddialarla yapılan başvurular kabul edilemez bulunabilir. Bu dosyalarda zaman en değerli unsurdur.
Genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş değildir. Mevzuat ve içtihat değişebilir; her somut olay ayrıca değerlendirilmelidir. Kararlar: Azizjon Hikmatov, B. No: 2015/18582 (ara karar 15/12/2015; karar 10/5/2017); Rida Boudraa, B. No: 2013/9673, 21/1/2015; Y.T., B. No: 2016/22418, 30/5/2019; Hooman Hosseinpour [GK], B. No: 2021/47168, 29/9/2022; Abdulkerim Hammud, B. No: 2019/24388, 2/5/2023. Kararların tam metinleri: AYM Kararlar Bilgi Bankası.