Tacirler arasındaki satışta ayıplı mal teslim edildiğinde haklarınızı korumanın anahtarı süredir: Türk Ticaret Kanunu açık ayıplar için iki, diğerleri için sekiz günlük kısa süreler öngörür. Bu yazı, kökü Mecelle’deki “görme” ve “ayıp” muhayyerliklerine uzanan muayene ve ihbar külfetini; İngiliz hukukundaki “kabul” (acceptance) kavramını ve milletlerarası tahkimdeki CISG uygulamasını ele alıyor.
Mecelle: görme ve ayıp muhayyerliği
Mecelle’de malı görmeden satın alan alıcıya, malı gördüğünde satışı bozma hakkı tanınır (hıyar-ı rü’yet). Mutlak satışta ise malın ayıpsız olması gerekir ve eski bir ayıp ortaya çıkarsa alıcı malı iade etmek ile kararlaştırılan bedelle kabul etmek arasında seçim yapar (m.336–337, hıyar-ı ayb). Hanefi doktrininde ve Mecelle sisteminde, alıcının ayıbı öğrendikten sonra mal üzerinde malik gibi tasarrufta bulunması ayıba razı olduğu şeklinde yorumlanır ve iade hakkını düşürür.
Bugünkü muayene ve ihbar külfetinin mantığı aynıdır: alıcı malı inceleme fırsatı bulduktan sonra sessiz kalır veya malı kendi malı gibi kullanmaya devam ederse, hukuk bunu kabul olarak görür. Fark, modern ticaret hukukunun bu tercihi kesin günlere bağlamasıdır.
Türk hukuku: iki gün, sekiz gün
- Adi satış (TBK m.223): Alıcı, malı devraldıktan sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmeli ve ayıbı uygun bir süre içinde satıcıya bildirmelidir. Olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkmayacak gizli ayıplar, sonradan ortaya çıktıklarında hemen bildirilmelidir.
- Ticari satış (TTK m.23/1-c): Ayıp teslim sırasında açıkça belliyse alıcı bunu iki gün içinde satıcıya bildirmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmek ve ayıp çıkarsa bu süre içinde bildirmek zorundadır.
- Sonuç: Süresinde ihbar yapılmazsa alıcı malı kabul etmiş sayılır ve sözleşmeden dönme, bedel indirimi, onarım veya değişim gibi seçimlik haklarını kural olarak kaybeder. Satıcının ağır kusuru veya ayıbı gizlemesi hâlinde bu sonucun uygulanmayacağı kabul edilmektedir.
- Şekil: Doktrinde ağır basan görüşe göre ayıp ihbarı şekle bağlı değildir. Ancak ispat açısından noter, iadeli taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imzalı e-posta (TTK m.18/3) kullanmak en güvenli yoldur; Yargıtay kararları da bu konuda tam olarak yeknesak değildir.
Uygulamada en sık hak kaybı, ayıbın telefonla veya sözlü olarak bildirilmesi, partinin tamamı incelenmeden kullanılmaya başlanması ve sekiz günlük sürenin teslim yerine fatura tarihinden hesaplanması gibi nedenlerle yaşanır. Son günü süre hesaplama aracıyla kontrol edebilirsiniz; ancak bu iki ve sekiz günlük sürelerde adli tatil uygulanmaz, aracı “Adli tatil uygulanmaz” seçeneğiyle kullanın.
İngiliz hukukunun bakışı: kabul ve makul süre
İngiliz hukukunda kesin gün sayısı yoktur. Sale of Goods Act 1979 s.35’e göre alıcı, malı kabul ettiğini bildirirse, malı inceleme fırsatı bulduktan sonra satıcının mülkiyetiyle bağdaşmayan bir işlem yaparsa veya makul bir süre geçtiği hâlde malı reddetmezse malı kabul etmiş sayılır ve red hakkını kaybeder; tazminat hakkı ise devam eder. “Makul süre”nin içinde malın incelenmesi için gereken süre de vardır.
- Bernstein v Pamson Motors (Golders Green) Ltd [1987] 2 All ER 220: Üç hafta ve 140 mil kullanılan yeni aracın alıcısı, motor arızasına rağmen malı kabul etmiş sayıldı. Karar, 1994’teki kanun değişikliğinden sonra büyük ölçüde aşılmış kabul edilir.
- Clegg v Andersson [2003] EWCA Civ 320: Temyiz Mahkemesi, alıcının ayıbın giderilmesi konusunda satıcıdan bilgi beklediği sürenin makul süre içinde değerlendirilmesi gerektiğini kabul etti; bilgi alındıktan sonraki üç haftalık süre makul bulundu.
- Truk (UK) Ltd v Tokmakidis GmbH (2000): Yeniden satılmak üzere alınan bir araçta makul süre, malın yeniden satılması ve alt alıcının malı deneme süresini de kapsayacak şekilde değerlendirildi; ticari alıcının bir yılı aşkın süre sonra bile malı reddedebileceği kabul edildi.
- J & H Ritchie Ltd v Lloyd Ltd [2007] UKHL 9: Lordlar Kamarası, alıcının ayıplı makinenin incelenip onarılmasına razı olmasının red hakkından vazgeçme anlamına gelmediğini ve satıcının ayıbın niteliği hakkında bilgi vermesi gerektiğini kabul etti.
Karşılaştırma: Türk ticaret hukuku iki ve sekiz günlük kesin sürelerle hız ve öngörülebilirliği öne çıkarır; İngiliz hukuku ise “makul süre” ölçütüyle malın niteliğine, alıcının yeniden satış amacına ve tarafların yazışmalarına bakar. Mecelle’nin rızayı esas alan yaklaşımı her iki sistemde de yaşamaktadır.
Milletlerarası tahkimden örnekler
Milletlerarası satışlarda CISG alıcıdan malı mümkün olan en kısa sürede muayene etmesini (m.38) ve ayıbı öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği andan itibaren makul süre içinde bildirmesini ister; her hâlde teslimden itibaren iki yıl içinde bildirim yapılmazsa haklar düşer (m.39). Satıcı ayıbı biliyor veya bilmemesi mümkün değilse bu kurallara dayanamaz (m.40).
- ICC Dava No. 5713 (1989): Hakem heyeti, ayıbın bilirkişi raporunun ardından sekiz gün içinde bildirilmesini makul süre olarak kabul etti; ayrıca satıcının ayıbı bilmemesinin mümkün olmadığını, bu yüzden m.40 uyarınca bildirim kuralına dayanamayacağını belirtti.
- ICC Dava No. 11333 (2002): Hakem heyeti, açıkça görülemeyen ayıplar için m.39/2’deki iki yıllık sürenin mutlak bir üst sınır olduğunu ve bu sürenin iç hukuktaki zamanaşımı süreleriyle karıştırılmaması gerektiğini vurguladı. Somut olayda satıcının ayıbı bildiği kabul edilerek alıcı m.38–39 külfetlerinden m.40 uyarınca kurtuldu.
Sık sorulanlar
Sekiz gün fatura tarihinden mi, teslimden mi başlar? TTK m.23/1-c’ye göre süre malın teslim alınmasından başlar. Teslim tarihini gösteren irsaliye ve teslim tutanaklarını saklayın.
Ayıp sekiz gün içinde fark edilemeyecek türdense ne olur? Olağan bir incelemeyle anlaşılamayan gizli ayıplar ortaya çıktıkları anda gecikmeksizin bildirilmelidir. Gizli ayıp iddiası, incelemenin neden ayıbı göstermediğinin açıklanabilmesine bağlıdır.
Sözleşmede daha uzun süre kararlaştırılabilir mi? Evet, taraflar muayene ve ihbar için farklı süreler ve usuller kararlaştırabilir. Milletlerarası satışlarda sözleşmedeki garanti süresi de CISG’deki iki yıllık süreyi etkileyebilir.
Genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş değildir. Sürelerin başlangıcı ve sonuçları sözleşmeye ve somut olaya göre değişir. Kaynaklar: Mecelle m.336–337 ve muhayyerlik hükümleri; TBK m.223; TTK m.18/3, m.23/1-c; Sale of Goods Act 1979 s.35; Bernstein v Pamson Motors (Golders Green) Ltd [1987] 2 All ER 220; Clegg v Andersson [2003] EWCA Civ 320; Truk (UK) Ltd v Tokmakidis GmbH (2000); J & H Ritchie Ltd v Lloyd Ltd [2007] UKHL 9; CISG m.38–40; ICC Dava No. 5713 (1989) ve No. 11333 (2002), Unilex ve Pace CISG veri tabanı özetlerine göre.