Aşırı Yararlanma (Gabin): TBK 28, Tacirler ve Mecelle’de Gabn-i Fahiş

Nakit sıkıntısındaki bir şirketin makinesini piyasa değerinin çok altında satması, yeni kurulmuş bir işletmenin deneyimli bir tedarikçiyle ağır şartlı bir sözleşme imzalaması ya da şirket payının aceleyle düşük bedelle devredilmesi: bu işlemler sonradan “aşırı yararlanma” iddiasıyla geri dönebilir mi? Bu yazı, Mecelle’deki gabn-i fahiş kuralından başlayarak TBK m.28’deki aşırı yararlanmayı (gabin), tacirler bakımından özel durumu, İngiliz hukukunun yaklaşımını ve milletlerarası tahkim uygulamasını ele alıyor.

Mecelle: gabn-i fahiş ve tağrir

Mecelle, alışverişteki aldanmayı (gabn) ikiye ayırır: piyasada olağan sayılan küçük farklar (gabn-i yesir) ve aşırı aldanma (gabn-i fahiş). Mecelle m.165, aşırı aldanmanın ölçüsünü sayısal olarak belirler: ticari mallarda değerin yaklaşık yirmide biri, hayvanlarda onda biri, taşınmazlarda beşte biri oranında bir fark gabn-i fahiş sayılır.

Ancak Mecelle’nin izlediği Hanefi görüşüne göre fiyattaki fark tek başına satımı bozmaz. Aşırı aldanmanın fesih sebebi olabilmesi için kural olarak bir aldatmanın (tağrir) da bulunması gerekir. Yetim malı ile vakıf ve devlet malları gibi özel olarak korunan mallarda ise tağrir aranmaksızın gabn-i fahiş fesih imkânı verir. Bu iki katmanlı yapı, bugünkü TBK m.28’in “objektif oransızlık + sübjektif sömürü” formülünün tarihsel karşılığı gibidir.

Türk hukuku: TBK m.28’de aşırı yararlanma

  • Objektif unsur: Karşılıklı edimler arasında sözleşmenin kurulduğu anda açık bir oransızlık bulunmalıdır. Mecelle’nin aksine kanun sabit bir oran öngörmez; oransızlık somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
  • Sübjektif unsur: Oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılarak gerçekleşmiş olmalıdır. Karşı tarafın bu zayıf durumu bilerek ondan yararlanması aranır.
  • Seçimlik sonuç: Zarar gören, sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirerek verdiğini geri isteyebilir ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini talep edebilir. İkinci seçenek, ticari ilişkiyi sürdürmek isteyen taraf için önemlidir.
  • Süreler: Bu hak, durumun öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulmasından itibaren beş yıl içinde kullanılmalıdır. Zor durumda kalma hâlinde bir yıllık süre, zor durumun ortadan kalktığı tarihten başlar.
  • Uyarlamadan farkı: TBK m.28 sözleşmenin kurulduğu andaki dengesizliğe ilişkindir. Sözleşme kurulduktan sonra olağanüstü bir değişiklikle bozulan denge ise aşırı ifa güçlüğü (TBK m.138) kapsamında ele alınır; ayrıntı için uyarlama yazısına bakabilirsiniz.

Tacirler gabin iddia edebilir mi?

TTK m.22, tacir borçlunun bazı koruyucu hükümlere dayanmasını açıkça kapatır: aşırı ücretin, fahiş cezai şartın ve ücretli iş sözleşmesindeki aşırı ücretin indirilmesi (TBK m.121/2, 182/3, 525). TBK m.28 bu sayım içinde yer almaz; dolayısıyla tacir için gabin yolu kanunen kapalı değildir. Ancak TTK m.18/2 uyarınca her tacirin ticari faaliyetlerinde basiretli bir iş insanı gibi davranması gerektiğinden, tacirin “deneyimsizlik” veya “düşüncesizlik” iddiası uygulamada kural olarak güçlükle kabul görür. Tacir bakımından daha gerçekçi sübjektif unsur, çoğu zaman ağır bir nakit sıkışıklığı gibi “zor durumda kalma” hâlidir. Cezai şart tarafındaki karşılaştırma için cezai şart yazısına bakabilirsiniz.

Uygulamada gabin iddiaları özellikle şirket payı devirlerinde, sıkıntılı dönemde yapılan varlık satışlarında ve aile şirketlerindeki iç devirlerde gündeme gelir. Bu davalarda oransızlık genellikle bilirkişi değerlemesiyle, sübjektif unsur ise yazışmalar, ödeme baskısı ve işlemin zamanlaması gibi olgularla ispat edilmeye çalışılır.

İngiliz hukukunun bakışı: genel bir gabin kuralı yok

İngiliz hukuku, edimler arasındaki oransızlığı tek başına bir iptal sebebi olarak görmez; “bedelin yeterliliği” (adequacy of consideration) mahkemelerin kural olarak denetlemediği bir konudur. Koruma; hile, yanıltma (misrepresentation), haksız etki (undue influence), ekonomik baskı (economic duress) ve dar kapsamlı “vicdana aykırı işlem” (unconscionable bargain) kurumları üzerinden sağlanır.

  • Lloyds Bank Ltd v Bundy [1975] QB 326: Lord Denning, pazarlık gücü eşitsizliğine (inequality of bargaining power) dayanan genel bir koruma ilkesi önerdi. Bu yaklaşım sonraki kararlarda genel bir kural olarak benimsenmedi.
  • National Westminster Bank plc v Morgan [1985] AC 686: Lordlar Kamarası, yalnızca pazarlık gücü eşitsizliğinin işlemi vicdana aykırı kılmayacağını, güçlü tarafın haksız veya hakkaniyete aykırı bir davranışının aranacağını kabul etti.
  • Alec Lobb (Garages) Ltd v Total Oil (Great Britain) Ltd [1985] 1 WLR 173: Mali sıkıntı içindeki bir işletmenin petrol şirketiyle yaptığı işlem, zayıf konum tek başına yeterli görülmeyerek ayakta tutuldu; ticari ilişkilerde bu kurumun dar uygulandığının tipik örneğidir.
  • Pakistan International Airline Corporation v Times Travel (UK) Ltd [2021] UKSC 40: Tek doğrudan havayolu taşıyıcısının, acentesini ilişkiyi bitirmekle tehdit ederek yeni bir sözleşme imzalatması tartışıldı. Yüksek Mahkeme, hukuka uygun fiille ekonomik baskının (lawful act duress) var olduğunu kabul etti; ancak eşiğin yüksek olduğunu ve somut olayda karşılanmadığını belirterek talebi reddetti.

Karşılaştırma: Türk hukuku, açık oransızlık ile zayıf durumun sömürülmesi bir araya geldiğinde zarar görene sözleşmeden kurtulma veya dengeyi düzeltme imkânı verir. İngiliz hukukunda ise ticari taraflar arasında oransızlık tek başına sonuç doğurmaz; baskının veya kötü niyetli davranışın ispatı gerekir ve eşik yüksektir. İngiliz hukukuna tabi sözleşmelerde gabin benzeri bir korumaya güvenmek, Türk hukukuna kıyasla çok daha zordur.

Milletlerarası tahkimden örnekler

Milletlerarası ticari tahkimde gabinin karşılığı, UNIDROIT Milletlerarası Ticari Sözleşmeler İlkeleri’ndeki “aşırı dengesizlik” (gross disparity) kuralıdır (m.3.2.7; 1994 metninde m.3.10). Kural, sözleşmenin kuruluş anında bir tarafa haksız biçimde aşırı avantaj sağlanmasını arar ve karşı tarafın bağımlılık, ekonomik sıkıntı, deneyimsizlik veya pazarlık becerisi eksikliğinden haksız yararlanılmasını dikkate alır.

  • ICC 13009: Lihtenştaynlı satıcı, İspanyol alıcıyla yaptığı sulh anlaşmasının ekonomik baskı altında imzalandığını ve aşırı dengesizlik içerdiğini ileri sürdü. UNIDROIT İlkeleri’ni uygulayan hakem heyeti, sulhta tarafların hak ve yükümlülüklerinin dengeli olduğunu belirterek aşırı dengesizlik iddiasını reddetti.
  • ICC 9029 (1998): Bir ortaklık sözleşmesinin geçerliliği aşırı dengesizlik gerekçesiyle tartışıldı. Hakem heyeti, aşırı dengesizlik ve aşırı ifa güçlüğü savunmalarının İlkeler’deki şartların ötesine taşınamayacağını; zarar gören tarafın bilgisizliğine ancak sözleşmeden önceki ve bilmesi mümkün olmayan olgular bakımından dayanabileceğini belirtti.

Bu kararlar, hakem heyetlerinin ticari taraflar arasında oransızlık iddiasına temkinli yaklaştığını gösterir: dengesizliğin kuruluş anında var olduğu ve karşı tarafın zayıf durumdan haksız yararlandığı somut delillerle ortaya konmadıkça sözleşme ayakta tutulur. Sulh anlaşmaları da bu denetimden muaf değildir, ancak karşılıklı tavizler içerdiği için dengesiz sayılması zordur.

Sık sorulanlar

Malımı ucuza sattım; yalnızca fiyat farkı yeterli mi? Hayır. TBK m.28 açık oransızlığın yanında, karşı tarafın zor durumunuzdan, düşüncesizliğinizden veya deneyimsizliğinizden yararlandığının da gösterilmesini arar. Mecelle de kural olarak fiyat farkına ek olarak aldatma arıyordu.

Sözleşmeyi iptal etmek yerine bedeli düzelttirebilir miyim? Evet. Zarar gören, sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.

Ne kadar sürem var? Durumu öğrendiğiniz (zor durumda kalma hâlinde, zor durumun ortadan kalktığı) tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulmasından itibaren beş yıl.

Şirketim tacir; gabin hiç ileri sürülemez mi? Kanun bu yolu kapatmaz; ancak basiretli tacir ölçütü nedeniyle deneyimsizlik iddiası zor kabul görür. Ağır bir zor durum ve bunun karşı tarafça bilinerek kullanıldığı somut olarak gösterilmelidir.

Genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş değildir. Aşırı yararlanma iddiası somut olayın koşullarına göre değerlendirilir. Kaynaklar: Mecelle m.165 (ikincil kaynak aktarımlarına göre); TBK m.28, m.121/2, m.138, m.182/3, m.525; TTK m.18/2, m.22; Lloyds Bank Ltd v Bundy [1975] QB 326; National Westminster Bank plc v Morgan [1985] AC 686; Alec Lobb (Garages) Ltd v Total Oil (Great Britain) Ltd [1985] 1 WLR 173; Pakistan International Airline Corporation v Times Travel (UK) Ltd [2021] UKSC 40; UNIDROIT İlkeleri m.3.2.7; ICC 13009; ICC 9029 (1998) (Unilex özetlerine göre).

Paylaş
LinkedIn X WhatsApp E-posta