Haksız Fiil Hukukunda İlliyet Bağı: Mecelle (Madde 90-93), Karşılaştırmalı Hukuk ve Uluslararası Ticaret

Mecelle (Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye), Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir komisyon tarafından 1868-1876 yılları arasında hazırlanan, Osmanlı Devleti’nin ilk medeni kanunudur. İslam hukukunun (özellikle Hanefi fıkhının) borçlar, mülkiyet ve yargılama usulüne ilişkin kurallarını modern bir kanunlaştırma tekniğiyle düzenlemiştir. İlk 100 maddesi İslam hukukunun genel ilkelerine (kavâid-i fıkhiyye) ayrılmış toplam 1.851 maddeden oluşan Mecelle; illiyet bağı, sorumluluk ve kusur teorilerine yön veren muhteşem bir mantıksal çerçeve sunar ve yalnızca kendi dönemi için değil, günümüz karşılaştırmalı haksız fiil ve borçlar hukuku için de bir köşe taşı olmayı sürdürür.

Bu makalede Mecelle’nin haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerini incelemeye çalışıyoruz. Haksız bir fiilden (itlâf) doğan zararı kimin, hangi şartlar altında ve ne ölçüde tazmin etmekle yükümlü olduğunun belirlenmesi, Mecelle’nin 90, 91, 92 ve 93. maddelerinde muhteşem bir illiyet bağı mimarisi üzerine kurulmuştur. Bu mimari yalnızca fiilin hukuki sonucuna göre değil, aynı zamanda fiilin “fiziki gerçekleşme biçimine” ve “failin iradesine” göre şekillenir.

1. Mecelle’nin Sistematiğindeki Temel Kurallar

Mecelle, zarar verenleri fiziki nitelikleri ve fiili icra etme biçimleri esas alınarak iki kategoriye ayırır ve sorumluluk derecelerine ilişkin son derece keskin çizgiler çeker:

  • Madde 92 (Doğrudan Failin / Mübâşir Kusursuz Sorumluluğu): “Mübâşir, müteammid olmasa da zâmin olur.” (Doğrudan fail, kasten hareket etmemiş olsa bile tazminle yükümlüdür.) Fiili fiziken icra eden ve zararı kendi eylemiyle doğrudan meydana getiren kişi (mübâşir), salt bir kaza söz konusu olsa dahi zararı öder. Burada kusur aranmaz; şahsi sorumluluk ilkesi gereğince fiili fiziken işleyen, faturayı öder.
  • Madde 93 (Dolaylı Failde / Mütesebbib Kusur Şartı): “Mütesebbib, müteammid olmadıkça zâmin olmaz.” (Dolaylı fail, kasten hareket etmedikçe sorumlu tutulmaz.) Zarara doğrudan bir fiziki fiille değil, dolaylı olarak sebebiyet veren kişi, ancak kasıtla (müteammid) hareket etmişse sorumludur.
  • Ali Haydar Efendi’nin Tahlili: Dürerü’l-Hükkâm adlı şerhinde buradaki “kasıt” (taammüd) kavramı, yalnızca sonucun istenmesi olarak değil, fiil işlenirken tecavüz (teaddî – aktif kusur/sınırı aşma) veya ihmalde (taksir – pasif kusur/eksik davranma) bulunulması olarak tanımlanır. Umumi yolda izinsiz kuyu kazan kişi, bir atı öldürmeyi amaçlamamış olsa bile, tecavüzde (teaddî) bulunduğu için hukuken kasıtlı (müteammid) sayılır ve tazminle yükümlü (zâmin) olur.

İlliyet Bağının Kesilmesi ve “Es-sebebü Ke’l-Fâil” İstisnası

  • Madde 90 (Sebeplerin Birleşmesi): “Bir fiilin fâil-i mübâşiri ile mütesebbibi birleşse hüküm fâil-i mübâşire izâfe olunur.” (Doğrudan fail ile dolaylı fail bir araya geldiğinde hüküm doğrudan faile bağlanır.) Hem dolaylı bir sebebin hem de doğrudan bir failin bulunduğu bir olayda kural, sorumluluğun tamamının doğrudan faile (mübâşir) ait olmasıdır. Araya giren serbest ve bağımsız bir irade, dolaylı failin illiyet bağını keser.
  • İstisna (İradenin Sakatlanması): Dolaylı failin kusuru, doğrudan failin serbest iradesini sakatlayıp onu salt bir “alete/araca” dönüştürecek kadar ağırsa kural tersine döner. Ali Haydar Efendi’nin “karanlıkta kuyuya düşen süvari” örneğinde olduğu gibi; karanlık, doğrudan failin (süvarinin) tehlikeyi öngörme ve ondan kaçınma imkânını ortadan kaldırdığından hukuk “Es-sebebü ke’l-fâil” (Sebep olan, fail gibidir) kuralını uygular. Süvari sorumluluktan kurtulur, illiyet bağı kesilmez ve sorumluluk doğrudan ağır kusurlu dolaylı faile (kuyuyu kazana) yüklenir.

Hukuka Uygunluk Sebebi

  • Madde 91: “Cevâz-ı şer’î zamâna münâfî olur.” (Hukukun verdiği izin, tazmin sorumluluğuna engeldir.) Hukukun izin verdiği bir fiil (hukuka uygunluk sebebi) tazminat doğurmaz. Dolaylı bir fail (ör. kendi özel arazisinde kuyu kazan kişi) hukuka uygun hareket ettiği (cevâz-ı şer’î) sürece, zarar meydana gelse bile sorumluluktan (zamân) tamamen kurtulur.

2. Karşılaştırmalı Modern Hukuk Perspektifi

Modern hukuk sistemleri, Mecelle’nin “doğrudan fail – dolaylı fail” şeklindeki fiziki ayrımını terk etmiş olsa da aynı adalet dengesini farklı üst kavramlar aracılığıyla sağlamaktadır.

A. İsviçre Hukuku (OR) ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) – Kıta Avrupası Hukuk Sistemi

  • Uygun İlliyet Bağı ve Kusur: Failin zarara doğrudan mı yoksa dolaylı olarak mı sebebiyet verdiğinin bir önemi yoktur. Hukuk, fiilin hayatın olağan akışına göre objektif olarak zararı doğurmaya elverişli olup olmadığını (uygun illiyet bağı) inceler ve failin “kusuruna” bakar.
  • Sorumluluğun Paylaştırılması (Müteselsil Sorumluluk): Mecelle, şahsi sorumluluk ilkesine dayanarak zararın ya failler arasında paylar hâlinde bölüştürülmesini ya da faturanın tamamının tek bir kişiye (doğrudan faile) yüklenmesini öngörürken (Madde 90), İsviçre ve Türk hukuku (TBK m. 61) zarar göreni korumak amacıyla kusurlu tüm tarafları müteselsilen sorumlu (müteselsil sorumluluk) tutar.
  • Emanette Kusur (Teaddî): İsviçre hukukunda kullanım ödüncünün (Gebrauchsleihe) sınırlarını aşan kişi, Mecelle’deki “gâsıp” (Gâsıp) konumuna düşer ve beklenmedik hâller/mücbir sebepler bakımından dahi kusursuz sorumlu (Kausalhaftung) hâle gelir.

B. İngiliz Hukuku (Common Law Sistemi)

  • Novus Actus Interveniens: Bu, Mecelle’nin 90. maddesinin tam karşılığıdır. Olaylar zincirine bağımsız ve yeni bir fail müdahil olduğunda, “araya giren yeni fiil” ilk zarar verenin illiyet zincirini koparır.
  • Masum Araç (Innocent Agent): Bu kavram, Mecelle’nin “Es-sebebü ke’l-fâil” mantığını birebir yansıtır. Araya giren doğrudan fail aldatılmış, tehdit edilmiş veya bilgisi olmayan masum bir araç ise illiyet zinciri kopmaz ve asıl dolaylı fail (mütesebbib) sorumlu tutulur.
  • Rotadan Sapma (Deviation) ve Emanet (Bailment): İngiliz hukukunda emanet sözleşmesinde izin verilen kullanımın aşılması (Deviation), emanet alanı derhâl sigortacı (Insurer) statüsüne sokar ve kusursuz sorumluluğu (Strict Liability) devreye sokar.

3. Uluslararası Ticarete Yansımaları ve İslam Hukuku (Mecelle) Çözümleri

Mecelle’nin illiyet bağı ve kusur sistemi, modern uluslararası ticaret hukuku (Lex Mercatoria) uyuşmazlıklarına uygulandığında kusursuz, öngörülebilir ve hakkaniyete uygun çözüm mekanizmaları sunar.

Vaka 1: Lojistik ve Deniz Taşımacılığında Rotadan Sapma

  • Senaryo: Türkiye’den Birleşik Krallık’a gönderilen ticari bir yük (emanet statüsünde), geminin kaptanının kişisel işleri için sözleşmedeki rotadan izinsiz olarak sapması ve öngörülemeyen bir fırtınaya yakalanması sonucu denizde kaybolur. Taşıyıcı, “Fırtınada hiçbir kusurum yok; bu bir mücbir sebeptir” savunmasında bulunur.
  • Mecelle’ye Göre Çözüm: Bu olayda yükü fiziken yok eden doğrudan fail (mübâşir) bizzat doğadır (fırtına). Ancak taşıyıcı (mütesebbib), rotayı bilerek değiştirerek (teaddî) muhafaza (hıfz) sınırlarını aşmış, emin sıfatını yitirmiş ve zarar veren/gâsıp konumuna düşmüştür. Taşıyıcı kasıtla/ağır kusurla hareket ettiğinden (Madde 93), doğanın doğrudan fail olarak araya girmesi illiyet bağını kesmez. “Es-sebebü ke’l-fâil” ilkesi uyarınca taşıyıcı, yükün tam piyasa değerini tazmin etmekle yükümlüdür.

Vaka 2: Tedarik Zincirinde Doğrudan ve Dolaylı Faillerin Birleşmesi

  • Senaryo: Bir Alman üretici, endüstriyel makineler için ayıplı bir sensör üretir (Dolaylı Fail). Türkiye’deki bir montaj tesisi, kalite kontrol prosedürlerini ihmal ederek bu sensörü ana makineye entegre eder (Doğrudan Fail). Makine, son kullanıcının tesisinde patlayarak zarara yol açar.
  • Mecelle’ye Göre Çözüm: 90. madde devreye girer. Ayıplı üretim dolaylı bir sebeptir (tesebbüb); ancak parçayı entegre eden ve nihai test yükümlülüğü bulunan Türkiye’deki montaj tesisi, fiili fiziken icra eden “Doğrudan Fail”dir (mübâşir). Montaj tesisinin serbest iradesi ve kalite kontroldeki ihmali (taksir), araya giren yeni bir fiil olarak Alman üreticiyle olan illiyet bağını keser. Son kullanıcı tazminatın tamamını Türk şirketinden (mübâşir) tahsil eder. Türk şirketi daha sonra aralarındaki satın alma sözleşmesine dayanarak Alman şirkete rücu edebilir; ancak haksız fiil sorumluluğu doğrudan faile aittir.
  • Modern Hukuk ve “Derin Cep” Teorisi Farkı: Modern Batı hukukunda zarar göreni korumak amacıyla “Derin Cep Teorisi” (Deep Pocket Theory) devreye girer. Zarar görenin ödeme gücü en yüksek kurumlara ulaşabilmesi için Alman üretici ile Türk montaj firması müteselsilen sorumlu tutulabilir. Mecelle ise “hükmün doğrudan faile izafe olunacağını” öngörerek, şahsi sorumluluk ilkesi çerçevesinde faturayı doğrudan mübâşire yükler.

Vaka 3: Gümrük Gecikmeleri ve Hukukun Verdiği İzin (Madde 91)

  • Senaryo: Uluslararası bir sevkiyat, devlet makamlarınca yapılan yasal bir denetim nedeniyle varış gümrüğünde 2 hafta bekletilir. Bu süre içinde frigorifik konteyner arızalanır ve gıda ürünleri bozulur. Alıcı, gümrük idaresi ile taşıyıcıya karşı tazminat davası açar.
  • Mecelle’ye Göre Çözüm: 91. madde “Hukukun verdiği izin tazmin sorumluluğuna engeldir” (Cevaz-ı şer’î zamânı münâfîdir) hükmünü getirir. Gümrük idaresi malları keyfî olarak değil, kamu düzenine ve hukuka uygun olarak (hukukun verdiği izinle) bekletmiştir. Burada ne doğrudan fiile yönelik bir irade (mübâşeret) ne de hukuka aykırı bir dolaylı sebep (mütesebbib) vardır. Gümrük idaresine sorumluluk yüklenemez; zarar/risk, malların mülkiyet hakkını elinde bulunduran tarafta veya sigortacıda (tekâfül) kalır.

Vaka 4: Liman Yükleme Vinci Kazası ve İşverenin Sorumluluğu

  • Senaryo: İhracat için bekleyen son derece hassas cihazlar limanda bir vinç operatörü tarafından gemiye yüklenirken konteyner vincin kancasından kayar, yere çakılır ve paramparça olur. Operatör, “Bunu kasten yapmadım, sapan koptu, hiçbir kusurum yok” iddiasında bulunur.
  • Mecelle’ye Göre Çözüm (Madde 92 – Şahsi Sorumluluk İlkesi): Vinç operatörü doğrudan faildir (mübâşir); zira yükü vinç mekanizmasıyla fiziken hareket ettiren odur ve onun fiili yükün düşmesine yol açmıştır. 92. madde uyarınca “Mübâşir, müteammid olmasa da zâmin olur.” Zarar bir kaza sonucu meydana gelmiş olsa bile kusursuz sorumluluk ilkesi, faturayı işçinin bizzat ödemesini gerektirir. Mecelle, liman işletmesini (işvereni) doğrudan sorumlu tutmaz.
  • Modern Hukuka Göre Çözüm (TBK m. 66 – Adam Çalıştıranın Sorumluluğu): Zarar göreni korumak esastır. Liman işletmesi, çalışanının fiillerinden dolayı “kusursuz olarak sorumlu” tutulur. Yük sahibi tazminatı dev liman şirketinden tahsil eder. Liman şirketi ise iç ilişkide işçiye rücu eder.

Vaka 5: Siber Korsanlık, Hatalı API ve Kapıyı Açık Bırakmak (Madde 90)

  • Senaryo: Bir yazılım firması (Dolaylı Fail), bir e-ticaret sitesi (Dolaylı Fail) için güvenlik açığı içeren hatalı bir ödeme API’si kurar. İnternetteki bir siber korsan (Doğrudan Fail) bu açıktan yararlanarak sistemi manipüle eder ve müşterilerin hesaplarından para çalar.
  • Mecelle’ye Göre Çözüm (Haksız Fiil ve Emanet İstisnası):
    • Roller: Parayı çalmak için sistemi bizzat ve serbest iradesiyle manipüle eden Siber Korsan, Doğrudan Faildir (Mübâşir). Açık içeren kodu yazan Yazılım Firması ile bu kodu sistemine entegre ederek dijital ortamda “kapıyı açık bırakan” E-Ticaret Şirketi ise Dolaylı Faillerdir (Mütesebbib).
    • 90. Maddenin Uygulanması: Mecelle’nin 90. maddesi uyarınca hüküm doğrudan faile izafe olunur. Yazılım/şirket kapıyı açık bırakmış olsa da parayı serbest iradesiyle çalan korsandır. Haksız fiilin asıl muhatabı korsandır.
    • Emanet (Vedîa) ve İhmal İstisnası: Müşterilerin fonlarının güvenliği, e-ticaret sitesinin elinde bir emanettir (emanet). E-ticaret sitesi, hatalı bir API kullanarak muhafaza (hıfz) yükümlülüğünde ihmal (taksir) göstermiştir. Müşteri, sözleşmeyi ihlal ettiği için parasını e-ticaret sitesinden tahsil eder.
    • Rücu: Zararı tazmin ettikten sonra e-ticaret sitesi, hatalı ve eksik kod yazarak 93. madde anlamında zarara “kasten” (müteammid) sebebiyet veren Yazılım Firmasına rücu eder.

Vaka 6: Soğuk Zincir Lojistiğinde Elektrik Kesintisi (Madde 92 – Madde 93)

  • Senaryo: Türkiye’den gönderilen bir tıbbi ilaç konteyneri gümrük antreposunda beklemektedir; antrepo görevlisi (Doğrudan Fail) temizlik amacıyla sigorta şalterini indirir ve iş bitince yeniden açmayı unutur. Aynı zamanda antreponun jeneratörlerinin bakımını yapmayan teknik servis şirketi (Dolaylı Fail) de görevini ihmal etmiştir. Konteyner ısınır ve ilaçlar bozulur.
  • Mecelle’ye Göre Çözüm: Bu olayda şalteri yeniden açmayı unutarak ağır ihmalde bulunan antrepo görevlisi Doğrudan Faildir (Mübâşir). Jeneratörün bakımını yapmayan teknik servis, sistemin çökmesine sebebiyet verdiği için Dolaylı Faildir (Mütesebbib). Mecelle’nin 90. maddesi uyarınca teknik servis kusurlu olsa da antrepo görevlisinin “şalteri açmayı unutması” fiili (yeni bir fiil/ihmal olarak) illiyet bağını keser. Hüküm doğrudan faile izafe olunur ve tazmin yükümlülüğü tümüyle şalteri unutan antrepo tarafına düşer.